23 Temmuz 2016 Cumartesi

15 Temmuz 2016 Türkiye Cuhmuriyeti Halkının destan yazdığı O Darbe gecesi ..



14 temmuz sabahı kalktığımda can sıkıcı bir rüya görmüştüm. Rüya şöyleydi; Amcamın oğlu Rıdvan yanıma geldi. Bana çok şey kaçırdığımı söyledi. Bende ne kaçırmışım anlat dedim. O da anlatmak için beni birçeşit gemişte bir zamana zaman yolcuğuna çıkardı. An be an eski işyerimden 4 arkadaşımın cenaze defin işlemlerini gördüm. Sadece iki kişinin yüzünü görememiştim. Cenazalerde Rıdvan kardeşimin evinin yanındaki yolun kenarına üstün körü gömülmüştü. Yani bizim evden bir blok ötesine. Hatırladığım rüyam buydu.

14 Temmuz 2016 perşembe günü sabahı analizlerine güvendiğim bir dostumu aradım. Ona bu gece eski işyerimden 4 arkadaşımın şehit olduğunu rüyamda gördüğümü söyledim. Aklıma metro da düzenlebilecek bir terör saldırısının belki malum olması geldi. Tabi rüyanın bu adamların niye şehit oldukları kısmı karantıktı. O günün akşamında Fransa da bir terör eylemi gerçekleşti. Kendi kendime başka bir ülkedeki olay bana niye malum olurki? Diye sormadan da edemiyorum. Çünkü bizim aileden ana tarafından rüyalardan bazı şeylerin önceden malum olduğuna şahit olmuştum. O yüzden neden bende de olmasın diyordum. Cuma günü sabahtan babamı keçiörendeki özel göz hastanesine götürüyordum. Yollar her adım başı polis kaynıyordu. Tamam dedim olay buymuş ve birazda benim bir tarafım açıkta kalmış :)

15 temmuz akşamı televizyonumuz kapalıydı. Çünkü bilgisayar başında bilgisayar yazılımı geliştirmekle meşguldum. Saat 24 sularında en büyük ablamdan telefon geldi. Sorduğu şey “Uyuyormusun?” Bende “yok ben bu saaişbirliğitte uyumam neden soruyorsun?” dedim. O da bana “Gardaş darbe oluyor haberin yokmu? Televizyondan da mı duymadın?” dedi. O an ani bir şok geçirdim dilim damağım kurudu. Gayr-i ihtiyari “Yok canım olurmu öyle şey. Benim bildiğim Hulisi Akar bugüne kadar gelmiş geçmiş en temiz genelkurmay başkanlarından biridir. Bu adam askeriyle birlikte yatıp kalkan, hatta onlarla saf tutup namaz kılacak kadar vatansever bir adamdır. Bir yanlışlık olmalı” diyorum ama bir taraftanda afallamaya halâ devam ediyorum. Sonrasında “Ben bir internete bakayım” dedim ve bu telefonu kapattım. İnternete baktımki muhtemel DDOS saldırısı türü yurtdışı çıkışlar normal kanallarla erişime engelleme yapılmış. Yani fetöcü hacker lar da işin içinde. Değişik şifreli erişim yaparak sosyal medyaya neredeyse aktif olarak 3 aydır girmediğim facebook’a nihayet girdim. Baktımki harıl harıl kaynayan facebookta tık yok. Artık darbe konusunda iyice şüpjelerim arttı fakat halâ inanmıyorum. Nihayet Tv yi açtım. Haber kanallarını dolaştığımda Başbakan Binali Yıldırım’a ait telefon sesiyle “Halkımızı sokağa davet ediyoruz” çağrısını duydum. Yine karıştırmaya devam ettim kanalları. Sonrasında CNN Türk televizyona bağlanmış Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın Halkı Sokağa çağırma sesini duydum. Durumun vehametini cumhurbaşkanın sesindeki stresten (tabi bu insani olarak korkudan ve heyecandan kaynaklanan bir durum), Canlı bağlantının bir akıllı telefonun mesajlaşma programıyla yapılmış olmasını görünce o zaman “Eyvah tehlike çok büyük” diye içimden geçirdim. Yinede herşeyden emin olmak için Çubuk ilçesinin (Ankara daki ilçe) çarşı merkezine gidip ne olup bittiğinden emin olmak istedim. Hanıma “Çocuklara göz kulak ol, kapıyıda kapat. Ben çarşıya gidip ne olup bittiğine bir bakayım. Belki 10-15 dk ya gelirim” diyerek evden ayrıldım.

Çarşıya indiğimde ortalık gecenin oniki buçuğunda ana-baba günüydü. Her taraf Türk bayraklı gencinden yaşlısına insanlarla doluydu. Üstelik erkekler kadar kadınlarda vardı. O sırada belediye otobüsleri Atatürk parkının önünde kapılarını açtı. Belediye “Cumhurbaşkanımız havalimanına gelecektir. Karşılamaya bütün çubuk halkı davetlidir” gibi bir anons geçti. O an zaten çalan korna sesleri, kadın-erkek gece yarısı alışılmadık bir kalabalık ve ben daha da şok içerisine girdim. Gayr-i ihtiyari belediye otobüsüne bindiğimi hatırlıyorum. Bu arada belediye otobüsü 10 dk kadar gecikince otobüstekiler şöför’e sert bir şekilde seslenerek geç kalmaktan dolayı bağırmaya başlamışlardı. Nihayet otobüs hızlı bir şekilde hareket etti. Kendi kendime “bu sakat halimle bir işe yaradığım yok hiç değilse belki şehitlik nasip olur” diyerek o sırada eşimi tekrar aradım. “Ben Esenboğa havalimanına cumhurbaşkanını karşılamaya gidiyorum. Ne zaman geleceğim belli değil. Geldiğimde görüşürüz” dedim. Tabi o anda ölüme doğru gittiğimin farkındaydım. Yolun yarısında “Tüh be unuttum” dedim. Yanımdaki adam “hayırdır hemşerim neyi unuttun?” dedi. Bende “Beyaz çarşaf alıp üstüme kefen yapmayı unuttuğu söyledim”. Adam hafifçe gülümsedi. Belkide şov maksatlı söylediğimi düşünmüştü kimbilir, fakat ben fazlasıyla ciddiydim. Otobüsün için fetöye güvenerek yanılmanın ve pişmanlığın sesleri ve tabiki fetönün yedi sülalesinide kapsayacak bir etki alanı ile savrulan küfürlerde dolup taşmıştı. O anlarda evini ve arkadaşlarını arayarak birbirini haberdâr etmekle uğraşan insanlarıda görüyordum. Bir yandan bir an önce havalimanına vararak Cumhurbaşkanını korumaya gitmenin sabırsızlığını yaşıyordum. Nihayet Man Motor Fabrikası kavşağına geldiğimizde havalimanına giden bütün yolların çoktan araçlarla dolup tıkandığını gördüm. Herkes gibi bende kavşakta indim ve gayr-i ihtiyari yürümeye başladım. Bir yandan da o kavşaktan havalimanına kaç saatte yürüyebileceğimi düşünüyordum. Çünkü daha önce rüyalarım dışında o kadar uzun bir yolu gecenin bir yarısında yürüdüğüm olmamıştı. İşin kötü tarafı böbrek yetmezliğinden başlayarak beş çeşit hastalığımın olduğu gerçeğide beni engelleyebilirdi. O yolu yürümeyi ve kıyam’a kalkmayı göze almazsam zaten benim ve ailem için ve dahi tüm vatanım için artık yarın diye bir şey olmayacağını düşündüm. İşte o an ölüme yürüyüş benim için başladı. Yolda gördüğüm manzaralar inanın gözlerimi yaşartacak çok duygu yüklü manzaralardı. Hele eli bastonlu ak sakallı dedelerin hz. İbrahime su taşıyan karınca misali heyecanlı halleri, yeni yetme15-16 yaşında fırlama fakat bir o kadarda gözü kara gençleri, Saçı açığıyla kapalısıyla hanımlarımızı görünce inanın ağlamamak için kendimi zor tuttum şu anda da zor tutuyorum. Yol uzun ve biz yürümeye ve birçok tarihi olayı yaşamaya devam ediyoruz. Bir ara arkamdan vatandaşın biri haykırabildiği kadar “Ulan feto senin ananı, avradını, yedi sülaleni..” diye başlayan küfrünü duyuyor, bukadar kadının içinde küfür etmesinin ayıp olduğunu nasıl söylerim diye düşünüyordum. Sonra hafif bir tebessümle “Şu anda çıldırmış bir Türke dokunmamak herkesin menfaatine olur” diyerek yürümeye devam ettim. :) Zaten milletin o anda bunları düşünecek hali yoktu. Herkes sadece bir an önce havalimanına varmak ve cumhurbaşkanına Bir şey olmadan onu korumaya alma derdindeydi. Yürü yürü 45 dakikada havalimanına vardık. Giriş nizamiye kapısına gelmeden büyükşehirin harfiyat kamyonları tüm yolları boydan boya kesmişti. Nizamiye kapısında bir Ak parti otobüsü “Recep Tayyip Erdoğan” dombra müziğini çalarak arada bir anonslarla halkı coşturmaya devam ediyordu. Ben nizamiyeyi bir kısım kalabalıkla birlikte geçmeye devam ettim. Bir ara parti yetkilisi olduğunu söyleyen biri ileri gitmememizi, esas nizamiye kapısından beklenmesi gerektiğinde o gürültünün içinde haykırmaya çalışıyordu. İleri giden kalabalığın yarısı olduğu yerde nizamiyede kaldı. Ben yine diğer giden kalabalıkla iç hatlar girişine doğru gitmeye devam ettim. O sırada tam ne sesi olduğunu bilemediğim tahminen f-16 jet motoru seslerini duyuyorduk. Bir taraftan da telefonuma cevap vermek için uğraş veriyordum. İç hatlar girişine geldiğimizde bize ak parti yetkilisi birisi polisin megafonuyla sesleniyordu “arkadaşlar havalimanı kontrol altında. Kulubelerdeaki askerlerde bizden vatansever askerler. Onlar şu an silahlarını bırakıp çekildiler. Cumhurbaşkanı burada değil. Yani gereksiz yere kapıları zorlamaya çalışmayın. Biz 4 kişilik ekip ile tek tek havalimanını kontrol ettik. Sıkıntı yok” demişti. Bir tarafatan da iyice öfkelenmiş insanları yatıştırma görevini mecburen üstlenmiş bulunmaktaydım. Baktımki en akıllısı benim, mecuburen teskinleştiriyordum :) Bir ara iki tane polisin yanına gittim onlarla sohbet ettik. Bize özel harekatta ve emniyet müdürlüğü binasında çok çatışmanın oluduğundan bahsettiler. O Polislerde o gece merkeze çağrıldıklarını fakat görevleri olmamasına rağmen havalimanına geldiklerini söylediler. Düşünün koskoca havalimanında sadece iki tane polis var. Onlarda görevli değil. Polis bize bir ara elinde cep telefonuyla çekim yapan ve “evet şu anda havalimanında kan gövdeyi götürüyor, şimdiden 8 kişi öldü” gibi yalan haber yapan birinden bahsetti. Bu karışıklıkta tutuklama yapamadım ama bunlara karşı çok dikkatli olun diyerek bize uyarıda bulundu sağolsun. Gecenin karanlığı ay ışığı ile ve direklerdeki lambaların ışığı ile hüzünlü bir aydınlığa bürünürken bir taraftan nereden geldiğini anlayamadığımız jet motoru sesleri, diğer taraftan saatlerin geçmesiyle başgösteren susuzluk hissi ve dahi mechul bir bekleyişin heyecanı. Endişeli, korkmuş fakat bir o kadarda dirençli insanlar gördüm o gece. Sabahın olmasına yakın yanımda su ve ilaçlarımın olmaması nedeniyle maalesef geldiğim o uzun yolu tekrar gitmek için ağrıyan beli tutarak yürümeye devam ettim. Belli bir müddet sonra ağrıdan her tarafım kıvranmaya başladı. Kendi kendime “sakat halimde benden bu kadar.” dedim. Birazda cumhurbaşkanının emniyette olduğu haberi zannedersem gelmişti daha geç vakitlerde. Nihayet yürüye yürüye “Balıkhisar”(Balağsar) yoluna varmıştım. Oradan çubuk yoluna çıktım. Sabahım 3 buçuğu 4 ü ve yol inanılmaz dolu. Bir arabaya el ederek(otostop çekerek) çubuk çarşı merkezine oradanda eve gittim. O yorgunlukla olduğum yere yığıldım. Sabah gördüğüm rüyayı hatırlayarak uyandım. Gördüğüm rüya aynen şuydu ;

“Salondaki kanepede ben yatıyorum. O sırada bir takırtı duyuyorum. Baktımki kedinin ağzında bizim kafesteki kuş. Öyle bir hışımla yerimden kalkıp kedinin kafasına vuruyorumki kedi bir tarafa kuş bir tarafa savruluyor. Kuşu elime alıp bakıyorum, çok şükür kuş sağ salim.”

Bu rüyadan sonra anladımki darbe girişimi tamamen başarısız ve vatanımız (kuşumuz) sağ salimdir. Benim o geceye dair anlatacak anılarım bu kadar. Tabi Facebookta darbe duyupta elini oğuşturan şerefsizlere karşı sonradan başlayan sosyal medya psikolojik savaşımız ayrı bir büyük yazı konusudur. Allaha şükür milletin bu başarısını küçümsemek adına yapılan yalan haberleride püskürtmüş durumdayız. Allah bu milleti böyle hainlerin tuzaklarından korusun.




Durali Kiraz
Yazılım Geliştirici
Ankara - 24 Temmuz 2016

13 Haziran 2016 Pazartesi

Ubuntu üzerinde kurulu VirtualBox sanal makinasında USB aygıtını Erişmek, Bağlamak


Çoğu işlerimiz için bazen işletim sistemi içinde işletim sistemi çalıştırmamız gerekebilir. Bunun için Virtualbox hem ücretsiz hemde iyi bir seçenektir. Fakat doğrudan taktığınız usb cihazını sanal makinanıza gösteremeyebilirsiniz. Sırasıyla öncelikle bir vitualbox yazılımını kuralım. Ubuntu üzerinde Ctrl + Alt + T tuş bileşimine basarak terminal/uçbirim ekranını açıyoruz ve şunları yazıyoruz ve enter lıyoruz.

$ Sudo apt-get install virtualbox


Bu işlem adımıyla birlikte virtualbox kurulumu bitmiştir. Sonrasında virtualbox’ın yazılımımızın sürümüne uygun “extension pack” paketini indirmemiz gerekiyor. Çünkü bu eklenti bize USB cihazlarının virtualbox sanal makinası tarafından tanınmasını sağlayacak. Doğrudan sitesine girip herhangi bir internet tarayıcıyla indirebileceğiniz gibi ubuntunun standart indirme programı sayılabilecek wget ile de bunu yapabilirsiniz. Biz aşağıda 5.0.20 sürümüne uyumlu “extension pack” eklentisini indiriyoruz.


$ wget http://download.virtualbox.org/virtualbox/5.0.20/Oracle_VM_VirtualBox_Extension_Pack-5.0.20-106931.vbox-extpack


Bu indirme işlemi tamamlandıktan sonra bu eklentinin virtualbox ile çalıştırılması gerekiyor. Biz indirmeyi doğrudan “home” dizinimize yaptığımız için parametre olarak dosyanın ismini yazmamız yeterli olacaktır.


$ Sudo virtualbox Oracle_VM_VirtualBox_Extension_Pack-5.0.20-106931.vbox-extpack


Artık virtualbox sanal makineleri usb cihazlarımızı hemen hemen görmeye hazır. Yapmamız gereken ufak bir ayarlama kaldı. Varsayılan olarak usb sanal makinesi usb 1.1 uyumlu cihazları görecek şekilde ayarlı. Eğer usb 2.0 veya usb 3.0 seçeneğini işaretlemezsek sanal Makine üzerinde usb cihazı bağlar fakat göstermez. Biz usb 2.0 aygıtlarımızı da görecek şekilde ayarlama seçeneğini aşağıdaki şekilde yapıyoruz. Öncelikle virtualbox ana ekranındayken ve sanal işletim sistemimiz seçili iken “Ayarlar” yazısına tıklıyoruz. Aşağıdaki gibi açılan kutudan Usb sekmesine geliyoruz ve ekranı aşağıdaki gibi seçimlerle ayarlıyoruz.


Eğer sanal makinanınızın usb 3.0 aygıtlarını da görmesini isterseniz usb 3.0 seçeneğini seçmeniz gerekir.



Son olarak virtualbox yazılımını root yetkileri ile çalıştırmayı unutmayın. Yoksa usb aygıtlarına sanal makine üzerinden erişemeyebilirsiniz.


$ sudo virtualbox




Çalıştırmak istediğiniz sanal makinayı seçip başlat’a tıklayınız. Makine açıldıktan sonra eğer takılı değilse usb aygıtınızı takınız. Sonrasında sanal makinanın üstündeki menüden “Aygıtlar-->USB” menüsünü tıklayınız. Bağlamak istediğiniz usb cihazının olduğu seçeneği tıklayınız. Sonrasında bazen bir iki dakika bile beklemeniz gerekebilir, sabırlı olun. Biz burada 120 GB lık usb diskimizi bağladık.
  

 Yapılması gerekenleri mümkün mertebe atlamadan anlatmaya çalıştım. Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.

Muvaffakiyet Allahtandır
duralikiraz.blogspot.com

29 Aralık 2015 Salı

Windows Üzerinde Linux (ext2,ext3,ext4) Dosya Sistemlerine Sahip Disklerin Kullanılması – Ext2Fsd

 Bu yazımızda bir linux dosya sistemi biçimi olan “ext file system” disklerine windows üzerinden sürücü olarak erişmenin basit yolunu anlatmaya çalışacağız. Bilindiği üzere microsoft firması windows ve dos işletim sistemlerinin desteklediği dosya sistemleri dışında bir dosya sistemiyle çalışmanıza izin vermiyor. Özellikle linux dünyasıyla windows arasında çalışmanız gereken bir iş yapıyorsanız linux tarafından da desteklenen windows dosya sistemlerini, yani fat/fat12/fat32/ntfs gibi dossya sistemlerinden biriyle disk olarak çalışmanız gerekmekte. Ancak yine microsoft tarafındaki bazı kısıtlamalardanmı yada teknik sıkıntılardan mı demek doğru olur linux üzerinden windows tipi dosya sistemleri üzerindeki bazı yetkilendirme problemleri, disk bağlantısını windows tarafının kilitlemesi vs. problemlerden dolayı açıkçası bu konuda bir arayış içerisine düşmemize sebep oldu. Bir iki yıl öncesinde Ext2Read, ext4tc gibi yazılımlarla windows tarafından ext dosya sistemlerini bir dosya yöneticisi penceresi aracılığı ile ulaşılabildiğini görmüştüm. Ancak amacım windows tarafındayken normal bir disk gibi bağlanabilmeyi sağlamak. Ntfs diski neyse ext4 diskine de windowsun aynı muameleyi çekmesini istemiştim. Bunu yapan yazılımın ext2fsd olduğunu keşfetmiş bulunmaktayız. Artık windowsun linux disklerine üvey evlat muamelesi yapmasına da son vereceğiz :)

Ext2Fsd tamamen ücretsiz ve açık kaynaklı bir yazılım. Geliştirilmeye 2001 yılında başlanmış esasında uzun soluklu bir proje. Şu an 2015 Aralık ayı itibariyle 0.62 beta sürümüyle boy göstermekte. Beta olmasına rağmen başarılı bulduğumuz bir yazılım. Şimdi bir linux diskini windows üzerinden bağlayıp rahatlıkla kullanabilmek için gerekli olan adımları sırasıyla anlatalım.

  1. Herhangi bir internet tarayıcısında www.ext2fsd.com adresine gidilir.
  2. Sitenin içerisindeki Download yazısında/bağlantısına tıklanır. Açılan sayfada bize yükleme yönergelerinden bahsetmektedir. İster manuel/elle isterseniz kurulum dosyasını çalıştırarak yükleme yapabileceğimizden bahsetmekte. Biz kurulum dosyasıyla yapacağımız için http://sourceforge.net/projects/ext2fsd/files/ bağlantısına tıklayıp indirmelerin olduğu yere ulaşırız.
  3. Açılan sayfada bize son versiyonu yüklemek istersek kullanacağımızı bağlantıyı hazır halde göstermektedir. “Looking for the latest version? Download Ext2Fsd-0.62.exe (2.8 MB)
  4. Bu bağlantıya tıklayıp kaydetmemizi istediği dosyayı bilgisayarımıza kaydedip daha sonra fareyle çift tıklayarak çalıştırırız.
  5. Kurulum talimatlarını sırasıyla “ileri” butonuna basarak uygularız. Böylece yazılım bilgisayarımıza kurulmuş oldu.

Başlat menüsünden Ext2Fsd --> “Ext2 Volume Manager” başlatma kısayolunu bularak yazılımı çalıştırırız. Aşağıdaki gibi bir ekran bizi karşılayacaktır.





Gördüğünüz üzere Bölüm Tipi “Linux” olarak gözüken (F:) ile isimlendirilmiş EXT4 dosya sistemindeki diski seçmiş bulunmaktayız. Biz şimdilik sadece bu linux diskini İşletim sisteminize yani windows'a bağlayacağız. Bunun için ya tools menüsüne yada fareye sağ tıklayarak aşağıda görünen ekran sağlanır.




Ext2 Volume Management” menüsüne tıkladığımızda aşağıdaki ekran gelecektir.



Biraz bu ekrandan bahsedecek olursak “Volume attribute” başlığının altında diskimiz sadece okunur kipte bağlanabiliriz. Bu okumayı hangi karakter setine göre işletim sisteminin “anlaması” gerektiğini yanındaki Codepage açılır kutusundaki seçenekle yapabiliriz. Bizim seçili linux diskimiz utf8 dir.

Mount Point & driver letter” başlığı altında iki seçenek kutusu bulunmakta. İlki Ext2Mgr çalıştığında bu seçili disk otomatik olarak bağlansın istiyorsak buraya çentik atmalıyız. Diğer “Mountpoint for fixed disk, need reboot” seçeneğini seçersek şayet bu seçili disk bilgisayar windows ile açıldığında hiçbir işleme gerek kalmadan sisteme diğer windows diskleri gibi otomatik bağlanacaktır. Eğer diski sürekli windows tarafından açtığınızda hemen kullanılır durumda olmasını istiyorsanız son söylediğimiz seçenek size uyan seçenektir. He iki şekilde de sonuç aşağıdaki gibi görünecektir.





Görünen “Yerel Disk (F:)” bizim linux diskimizdir. Üzerine fareyle çift tıkladığızda gördüğünüz klasik bir linux diskinin içi olacaktır.




Biz bu bağladığımız disk içerisinde bulunan bir Firebird veritabanı kullanan bir uygulama yazılımının başarı ile çalıştırıp bu diske başarı bir şekilde verilerin yazıldığını gördük. Şunu hemen belirtelim; windows tarafında linux disklerinizi sisteme salt okunur dışında bir kip/mod da bağladığınızda windows viruslerinin bulaşmasına da hazır halde gelebileceğini unutmayın. Eğer sadece okuma işlemi yapacaksanız bu açıdan en güvenli yol “salt okunur” kip ile bağlantı sağlamak olacaktır. Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.

duralikiraz.blogspot.com
29 Aralık 2015
“Muvaffakiyet Allahtandır.”

26 Aralık 2015 Cumartesi

Lazarusta (Ubuntuda) Çalıştırılabilir dosya boyutunu UPX ile küçülme işlemi.


Bundan bir önceki yazımızda “Smart Strip” işleminden bahsetmiştik. Smart Strip lazarus'un oluşturduğu “elf” çalıştırılabilir dosyalarının içerisinde bulunan debug bilgilerinin temizlenerek dosya boyutunu nispeten küçültmemizi sağlamaktaydı. Peki daha da küçültmek istiyorsak çalıştırılabilir dosyamızı yapmamız gereken şey nedir? Tabiki sıkıştırma programları. Piyasa birçok sıkıştırma programı olduğu söylenebilir. Bunlardan birisi de tamamen ücretsiz ve açık kaynak olan UPX programıdır. Bu tip programlar çalıştırılabilir formdaki elf yada exe tipindeki dosyaların sıkıştırılması işlemini yapar. Bu sıkıştırma işlemi çalıştırılabilir dosyanın boyutunu küçültme maksadıyla yapıldığı gibi daha çok yazılımın “cracker” dediğimiz dosya hackleme işlemini yapan kişilerden korumak maksadıyla yapılır. Tabi UPX bilinen bir sıkıştırma algoritmasına sahip olduğu için cracker lar açısından pek uğraştırıcı bir koruma olmayacaktır. Bizim burada kullanma maksadımız çalıştırılabilir dosyamızın daha iyi dağıtılabilir olması için asgari dosya boyutunu elde etmek olduğu için anlatımımız bu yönde olacaktır.

İlk yazımızda bahsettiğimiz gibi öncelikle lazarus “Araçlar (tools)” menüsünden “Configure External Tools” menüsüne tıklarız. Açılan ekrandan sırasıyla “Ekle” butonuna tıklarız. Karşımıza “Edit Tool” isimli bir ekran gelecek. Bu ekranda;


Title : UPX Sıkıştırma
Program Name : /home/gnukarabatak/upx-3.91-i386_linux/upx
Parameters : ./upx "$TargetFile()"

Bir derlenmiş dosyayla ilgili yapılmış bir çalışmadan örnek veriler :

Sırası
İşlem Adı
İşlem Öncesi Dosya Boyutu
İşlem Sonrası Dosya Boyutu
1
Derleme İşlemi .... 56,8 MB
2
Smart Strip 56,8 MB 9,1 MB
3
UPX Sıkıştırma 9,1 MB 3,0 MB


Lazarusla ilgili ekran görüntüleri aşağıdaki gibidir.


 


 


 
Bu yazıdaki en önemli nokta ve hatta bu yazıyı yazmama sebep olan husus girilen “Parameters” değeridir. Ubuntu için bu değeri

./upx "$TargetFile()" yerine
upx "$TargetFile()" şeklinde 

girerseniz Upx çalışmayacaktır. Bu ubuntu(linux) üzerindeki elf formundaki dosyaların konsol /terminal üzerinde çalıştırılırken uyulması gereken bir kuraldan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ayrıntılar için ubuntu yada linux kullanım kitapçıklarına, wiki belgelerine bakabilirsiniz.

Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.


duralikiraz.blogspot.com
21 Aralık 2015
Muvaffakiyet Allahtandır.”


Kaynaklar :

21 Aralık 2015 Pazartesi

Lazarusda (ubuntu üzerinde) Çalıştırılabilir Dosya Boyutunu Küçültme İşlemi


Çoğumuzun bildiği üzere Lazarusta derleme esnasında oluşan elf yada exe dosyaların boyutları debug bilgilerinin ihtiva edilmesinden dolayı biraz şişkin olabilmektedir. Normal bir çalışmada kullanılmayan bu fazlalık kısımların elf/exe dosyalardan temizlenmesi gereksiz yer işgal etmemesi açısından faydalı olur. Bu işlemin exe dosyalar için olan “nasıl yapılır” bilgilerini boreas.gen.tr1 de C.Emre Öz'ün çalışmasından ve ayrıca daha geniş anlatımıyla lazplanet2 sitesinden de inceleyebilirsiniz. Biz burada ubuntu üzerinde kurulu lazarusta nasıl olduğunu kısaca bahsedeceğiz.

Öncelikle bu işlemi yapan dosya ubuntu üzerinde varsayılan kurulumla yüklenmiş Lazarus idesi için “/usr/share/lazarus/1.4.4/tools/install/smart_strip.sh” adresinde bulunur. Anlaşılacağı üzere bu bir betik(script)dir. Bize düşen doğru parametreyi verip smart_strip.sh betiği ile maksadımıza ulaşmak. Doğrudan bir derlenmiş elf dosyasını

./smart_strip.sh --strip-all "DosyaAdı"

şeklinde doğrudan işleme tâbi tutup sonuca ulaşabiliriz. Aslında anlatılacak olan şeyin hepsi bu :) Peki bu şekilde elde uğraşmayıpta doğrudan Lazarus programına entegre etmemiz nasıl olacak? Bunun için öncelikle Lazarus ide sinin Tools(araçlar) menüsünden “Configure External Tool..” menü başlığına tıklarız. Açılan ekrandan Ekle(insert) butonuna tıklanır. Aşağıdaki gibi bir ekran gelir ve aşağıdaki gibi bilgileri doldururuz.

Burada can alıcı nokta

  1. Program ismi ve yolu olarak : /usr/share/lazarus/1.4.4/tools/install/smart_strip.sh
  2. Parametreler kısmına : --strip-all "$TargetFile()"

bilgilerinin işlenmesi. Şekil aşağıdadır.






 
Bu ekrandan OK tıklanır ve pencereler kapatılır. Artık Tools(Araçlar) menüsünün altında “smart strip” isimli bir yeni menü başlığımız oluşmuştur. Tek yapmamız gereken Lazarusda derleme yaptıktan sonra bu menü başlığına bir kere tıklamak. Göreceğiniz üzere elf/exe dosyalarınızın boyutu neredeyse 4 te 1 ine inmiş durudumda. Benim yaptığım bir derleme ve strip işlemi sonucunu burada paylaşacak olursak;

Smart Strip İşlemden Önce : 37.9 MB
Smart Strip İşlemden Sonra: 10.6 MB


Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.


duralikiraz.blogspot.com
  21 Aralık 2015
Muvaffakiyet Allahtandır.”

Kaynaklar :

Ek not : (31.12.2015)

Normalde ayrı bir yazı yazıp yazmama konusunda kararsız kaldım. Strip küçültme işlemlerini ide üzerindeki ayarlarla otomatik yapılmasının yazılı ve videolu anlatıldığı başka bir kaynağı aşağıdaki vermeyi uygun buldum.

http://www.schoolfreeware.com/Free_Pascal_Lazarus_App_GUI_Tutorial_2.html



2 Kasım 2015 Pazartesi

İpucu : Bir video dosyasındaki “video akışı” nasıl çıkartılır? (ffmpeg)




Daha önceki yazımızda video dosyasındaki ses akışını çıkartma işlemini ffmpeg programcığıyla yapmıştık. Aynı programcıkla video akışı çıkartma işleminin ne kadar basit yapılabildiğini göreceğiz. Ubuntu üzerindeyken Ctr + Alt + T tuş bileşimiyle Terminal/Konsol ekranı açılır. Eğer windows kullanıyorsanız karşılığı “cmd.exe” dir. Konsol ekranı açıldığında aşağıdaki satırı yazarız.

ffmpeg -i apollo13videodosyamiz.avi -vcodec copy -an sadecevideo.avi

Yukardaki komut satırı cümlesinde

-i apollo13videodosyamiz.avi

parametresi gördüğünüz üzere -i ile giriş (input) kaynak video dosyasını işaret eder. Yani bu dosya üzerinde işlem yapacağız.

-vcodec copy

-vcodec parametresi “video codec” ile ilgili işlemin ne yapılacağı bilgisini alır. Biz bu parametreden sonra “copy” ifadesini kullanmışız. Yani “video codec üzerinde hiçbir işlem yapmadan doğrudan ham veriyi kopyala” diyoruz.

-an

Bu parametre ile “audio no” demiş oluyoruz. Yani video dosyamızda ses akışı ile ilgili hiçbir işlem yapmayacağız. Dolayısıyla sesle ilgili işlemleri hariç tut şeklinde bir anlam çıkar ortaya.

sadecevideo.avi

Son olarak verilen dosya ismide çıkış dosyasının adıdır.


Gördüğünüz üzere birkaç basit adımda video akışını video dosyasının içinde çok rahat bir şekilde aldık. Şayet video dosyasını alırken birde dönüştürme işlemleri yapmış olsaydık -vcodec parametresinden sonra ek bilgileri de işlememiz gerekirdi. Bunların nasıl yapılacağı ile ilgili bilgiyi ffmpeg programının kendi sitesinde documents altında bulabilirsiniz.

Başka bir yazıda buluşmak üzere hoşçakalın.


Kaynak:
https://www.ffmpeg.org/ffmpeg.html



duralikiraz.blogspot.com
02 Kasım 2015

Muvaffakiyet Allahtandır.”

31 Ekim 2015 Cumartesi

İpucu : Bir videonun içindeki ses nasıl alınır? (ffmpeg)




Bugünlerde daha önce birkaç kez seyrettiğim Apollo 13 (1995) filminin kaliteli görüntü ve Türkçe ses dublajıyla bir araya getirip yeniden 1080p görüntü kalitesiyle seyretmek için kalitesiz görüntünün içinde olan Türkçe ses dosyasını almaya ihtiyacım vardı. Sonrasında kaliteli görüntüyle bu ses dosyasını yeniden dublaj işlemine tabi tutacağım. Bu küçük yazıda sadece ses bir videodan nasıl çıkarılır onu göstermek istiyorum.

Öncelikle bu iş için tamamen ücretsiz ve açık kaynak kodlu “ffmpeg” programcığına ihtiyacımız var. Boyutu küçük yaptığı işler çok büyük olan bu yazılımla neler yapılmıyorki ! Ubuntu üzerindeyken Ctr + Alt + T tuş bileşimiyle Terminal/Konsol ekranı açılır. Eğer windows kullıyorsanız karşılığı “cmd.exe” dir. Konsol ekranı açıldığında aşağıdaki satırı yazarız.

ffmpeg -i apollo13videodosyamiz.avi -vn -acodec mp3 apollo13-sesdosyasi.aac

Eğer hiçbir dönüştürme işlemine tabi tutmadan doğrudan sesi almak istersek mp3 yerine copy ifadesini yazmalıyız.

ffmpeg -i apollo13videodosyamiz.avi -vn -acodec copy apollo13-sesdosyasi.aac

Bunu yazıp enterladığımızda işlem yapmaya başlar. Hepsi bu :)

Parametrelerinden biraz bahsedecek olursak -i parametresi giriş dosyamızı belirtmeye yarar yani

-i apollo13videodosyamiz.avi

dediğimizde biz “apollo13videodosyamiz.avi” isimli bir dosyayı kaynak olarak ele alacağımızı programa söylemiş oluyoruz. Tabi siz dosyanızın yeri neredeyse onu tam olarak dosya yolu ve dosya adı şeklinde belirtmiş olmanız lâzım. Mesele sizin dosyanız 'c:\filmlerim\Apollo13filmi.avi' şeklinde olabilir. O zaman bu halini -i parametresinden sonra tam olarak yazmamız gerekir. Aksi halde kaynak dosyanın bulunamadığı yolunda hata mesajı alırsınız.

-vn

parametresiyle ise “no video” şeklinde düşünebilirsiniz. Yani bu işlemde video kısmıyla ilgilenmediğimizi programa ifade etmiş oluruz. Dolayısıyla video ile ilgili bir kayıt işlemi yapılmaz.

-acodec mp3

parametresiyle ses kodekini ayarlarız. Burada biz mp3 ile çalışacağımızı belirtmişiz. Burada dikkat edilecek bir hususta eğer -ab parametresiyle bir şey belirtmezsek filmdeki sesin bitrate hızı neyse onu doğrudan alır. Misal bitrate 96k ise aynen çıkış dosyasını da 96k alacaktır. Fakat biz tutarda mp3 yazısından sonra -ab 36k yaparsak çıkışın bitrate ini 36k yapar.

apollo13-sesdosyasi.aac

son olarak çıkış ses dosyamızın ismini belirtmişiz. Hemen aklınıza aac uzantısı nedir sorusu gelebilir. Kısaca tanımlayacak olursan “Advanced Audio Coding File” isminin kısaltmasıdır. Peki nedir bu?

Bir .MP3 dosyasına benzeyen, ancak bazı performans iyileştirmeleri sunan sıkıştırılmış ses dosyasıdır; bunlar arasında sabit ve sürekli olmayan sinyaller için daha yüksek kodlama verimi, daha basit bir filtreleme bankası ve 16 kHz'nin üzerindeki frekansların daha iyi idare edilmesi bulunmaktadır; orijinal ses kaynağıyla neredeyse farkedilemez bir şekilde yakın bir kaliteye sahiptir. Advanced Audio Coding (AAC), Apple iTunes ve iTunes Music Store tarafından kullanılan varsayılan kodlamadır.

Yani hemen hemen mp3 ile aynı diyebiliriz. İçinize sinmezse siz aac uzantısını mp3 de yapabilirsiniz.

Son olarak kendi ubuntuMATE yüklü bilgisayarımda ses dosyasını konsola yazdığım şu satırlarla elde ettim.

ffmpeg -i '/media/durali/Depo/Apollo 13 (1995) [1080p]/Apollo13-1999-DVDRip-TR.avi' -vn -acodec mp3 outfilm-apollo13-audio.aac

Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.


Kaynak:
https://www.ffmpeg.org/ffmpeg.html
http://stackoverflow.com/questions/9913032/ffmpeg-to-extract-audio-from-video



duralikiraz.blogspot.com
01 Kasım 2015

Muvaffakiyet Allahtandır.”